Showing posts with label baraka. Show all posts
Showing posts with label baraka. Show all posts

Thursday, 10 February 2011

Baraka: Münür Rahvancıoğlu Konuşuyor

Baraka: 'Ankara elini yakamızdan çek'
08 Şubat 2011
[for english language text, click here]

Baraka Kültür Merkezi, Kıbrıs’ın kuzeyinde, “halk olma hakkı ihlal edilmiş bir halkın hakları” için neoliberalizme karşı mücadele ediyor. Kıbrıs’taki son mitinge “Ankara elini yakamızdan çek!” pankartıyla katıldı ve mitingin mesajını özetleyen bu pankart faşist saldırı girişimlerinin ve Ankara’nın hışmının hedefine oturdu. Baraka’dan Münür Rahvancıoğlu ile son eylemlerin gerçek dinamiklerini, hedeflerini, öznelerini ve Tayyip Erdoğan’ın sert çıkışının Kıbrıs’taki karşılığını konuştuk

Sendika.Org: Kıbrıslıların derdi ne? Bu halk neden böylesi bir tepkiyle sokağa çıktı?

Münür Rahvancıoğlu: Kıbrıslıların derdi ekonomik temelli. 1986’dan beri devam eden 15-20 yıllık bir sürecin sonucu. Özal’dan beri ülke ekonomisine Ankara yapımı neoliberal ekonomik paketler yön veriyor. Bugün bu politikalara karşı tepkiler artık siyasal bir söyleme dönüştü. Bu nedenle Ankara bu kadar öne çıktı. Çünkü, neoliberal politikaların kaynağında Türkiye hükümetleri var.

15-20 yıllık bir süreç ama tepki şimdi patlak verdi. Şu an gündemde neler var?

Son bir yılda olanları anlatayım. Kıbrıs THY özelleşti. Çalışanları sokakta kaldı. Sırada ADSL hizmetleri vs. Dâhili telefon özelleştirmesi var. Elektrik üretim, iletim, faturalandırmasıyla tamamen özelleştirilecek. Kooperatif özelleştirilecek. Kooperatif bankasıyla, tohumculuk, tahıl, süt, hellim işletmeleriyle Kıbrıslı Türklere ait ciddi bir değerdir. Kıbrıslı Türklerin üretimde tek şansıdır. Bu özelleştirmeler Kıbrıs’ın bitmesi anlamına gelir.

Çalışan haklarında da gerilemeler var. Ek ödemeler, desteklemeler kaldırıldığı gibi maaşlarda da kesintilere gidiliyor. Bu arada Tayyip Erdoğan 10 bin lira maaş aldığımızdan bahsediyor ama Kıbrıs’ta en yüksek maaş bile 10 bin lira değil. En yüksek maaş cumhurbaşkanınındır o da 8 bin lira alır. Asgari ücret ise bin 300 liradır ve şu anda yeni işe başlayanlar için maaşların artık asgari ücretten verilmesi planlanıyor.

Tamam, Erdoğan doğru söylememiş ama bu da yüksek bir maaş değil mi? Türkiye’ye kıyasla bin 300 lira asgari ücret iyi bir rakam.

Ama Kıbrıs ve Türkiye’de fiyatlar çok farklı. Benzin ve mazot dışında her şey Türkiye’dekinin birkaç katı fiyatınadır. Ortalama iki katı diyelim. Benzin ve mazotun ucuza olması da aslında Türkiye’deki gibi bir avantaj sunmuyor. Çünkü burada hiçbir toplu taşıma hizmeti yok. Taksi bile yok. Kıbrıs’ta bir yerden bir yere gitmek için özel arabanız olmalı.

Yani ne Erdoğan’ın dediği kadar yüksek bir maaş var ne de elimize geçen para Türkiye’deki kıymetinde. Şimdi hem ek ödemeler kaldırılıp hem de kesintilere gidilince mevcut durum daha da kötüleşiyor ve halk da buna karşı çıkıyor.

“Göç Yasası” diye bir yasa var. Buna karşı Kıbrıs tarihinde pek çok ilkin yaşandığı mücadeleler verildi. Polis ilk kez bu gösterilerde gaz bombası kullandı. Ne yapıyor bu yasa. Kamuya yeni girenlerin maaşı yarı yarıya düşürülüyor, asgari ücret seviyesine geliyor.

Sendikal haklarda da gerileme var. Toplu sözleşme hakkı “Göç Yasası” ile imkansız hale getiriliyor. Yasada çalışana çıplak ücret dışında bir şey verilmeyeceği yazılı. Toplu sözleşmede ek haklar, desteklemeler isteyemeyecekseniz ne yapacaksınız. Toplu sözleşme sadece kuru ücret pazarlığına indirgeniyor.

Peki, yasanın adı neden göç?

Sendikalar, bu yasanın uygulanması halinde Kıbrıslıların yaşamasının artık imkansız hale geleceğini, göç etmek zorunda kalacağını söylüyor. O nedenle resmi adı başka olsa da “Göç Yasası” diye anılıyor.

Bu düzenlemeler şimdiki Ulusal Birlik Partisi (UBP) hükümeti dönemine mi ait? Öncesi yok mu?

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) döneminde paket hazırlandı. Daha doğrusu AKP hazırladı ve CTP’ye verdi. CTP’liler diyor ki, “Biz bu yasayı geçirmek istemedik, o nedenle de erken seçime gittik.” Ama seçime giderken hiç böyle bir şeyden söz etmediler. “Ekonomik kriz var, önemli tedbirler almamız gerekiyor,” dediler.

Bizce CTP erken seçime, bu yasaları geçirmeden önce onay almak için gitti. Seçilemeyince de söylem değiştirdi.

Paketler o kadar yeni değil ama değil mi? 15-20 yıllık bir süreçten söz ediyorsunuz?

1986’dan beri bu paketler var. O zaman bir sanayi vardı, alüminyum işletmeleri, plastik boru fabrikaları, iğne fabrikaları. Turgut Özal geldiğinde Kıbrıslılar “Biz üretmek istiyoruz” dediler. Özal da dedi ki, “Siz üretmeyin. Zaten İstanbul’un bir mahallesi kadarsınız. Biz sizin paranızı göndeririz.” O zamandan bu zamana uzanan bir süreç.

Ankara bu sorunun kaynağı… Ankara’yı hedef alan sloganların nedeni de bu.

Bu sloganlarla bir miting örgütlendi ve tartışmalar da buradan çıktı. Kim örgütledi bu mitingi, gerçekte söylenen neydi?

Mitingi Sendikal Platform örgütledi. Kıbrıslılar bu mitingde asıl olarak “Kendimizi kendi irademizle yönetmek istiyoruz” dedi. Eylemde en kalabalık grubu oluşturan Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) bir pankart açtı: “Ankara, ne paranı, ne memurunu, ne paketlerini istemiyoruz!”

KTÖS, Kıbrıs’taki öğretmenlerin yüzde 99’unun örgütlendiği bağımsız bir sendika. Sendikal Platform’daki diğer sendikalar arasında CTP ile ilişki içinde olanlar var. Burada KTÖS ve CTP arasında bir fark var. KTÖS her zaman bu pankartta ifade ettiklerini savundu ve bu anlamda bir tutarlılık, sözüne güvenilirlik var. CTP ise muhalefete düştüğü için iktidara karşı burada. Ancak gelenlerin önemli bir bölümü KTÖS’e güvendiği için geldi.

Katılanların bir kısmı esas olarak UBP hükümetine karşı, bir kısmı sadece ekonomik taleplerle, eylemlerde ağırlık sahibi olan KTÖS’ün de dahil olduğu kesimse sorunun yapısal olduğuna işaret eden siyasal taleplerle oradaydı.

Tayyip Erdoğan’ın çıkışı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Erdoğan, Kıbrıs’a değil kendi iç kamuoyuna oynuyor. Bu çıkışları Kıbrıslı Türklerle Türkiye’nin arasını bozar. Ankara ile Kıbrıs arasında bir uzaklaşma bizim açımızdan sorun değil. Ancak bu sözleriyle, Türkiye ve Kıbrıs halklarının arasını bozmak istiyor ki biz buna karşıyız.

Kıbrıs’ta Türkiye’den göç etmiş Kıbrıslıların çoğunluğu da şu anda bizim tarafımızda.

Mitingdeki sloganlar Ankara’ya hitap ediyordu. Egemenler “Has.tir” yazılı pankartı mitingin zayıf karnı olarak gördüler. Bu pankart üzerinden bir tepki örgütlemeye çalıştılar. Kıbrıs’ta da birçok kişi bu pankarta içeriğinden dolayı değil ama üslubundan dolayı sempati ile bakmıyordu. Erdoğan’ın açıklamalarından sonraysa durum değişti. Ciddi bir kitle “o pankart az bile” demeye başladı. Erdoğan deseydi ki, “Tamam anlıyorum bir tepkiniz var ama o pankarttaki üslup yakışıksız oldu”, o zaman durum farklı olurdu. Ama o doğrudan Ankara adına Kıbrıslıları hedef alınca eylemin mesajının da daha iyi anlaşılmasını sağladı.

Erdoğan’ın dile getirdiği iddialar var. Güney yönetimiyle işbirliği içinde olduğunuz vs. gibi…

Eylemlerin güneyle hiçbir ilgisi yok. Maddi destek, talimat vs. gibi hiçbir şey yok. Biz güneydeki yoldaşlarımıza dedik ki, “Siz de Avrupa Birliği’nin (AB) neoliberal politikalarına muhalefet edin, Türkiye’ye değil. Bizi böyle desteklemiş olursunuz.”

Erdoğan şimdi UBP’den şikâyet ediyor, pankartları engellemedi diye. Ama biz Türkiye’den farklıyız. Gösteri ve ifade özgürlüğüne ilişkin haklar çok geniş. Yasal mevzuat farklı. Bir eylem yaparsanız, polisin işi o eylem için yolu açmaktır. Pankartta ne yazdığına da karışamaz.

Erdoğan’ın üslubu bizi çok rahatsız ediyor. Kıbrıs halkının Ankara’ya karşı tepkisini besliyor. Ama şu bilinsin. Bizim derdimiz Türkiye halklarıyla değil. Dünyanın bütün halklarının başımızın üstünde yeri var. Bizim derdimiz kendi halkını da ezen hükümetlerle.

Erdoğan aynı zamanda bir itirafta da bulundu. “Yunanistan Kıbrıs’ta ne için varsa biz de onun için oradayız” dedi. Yunanistan Kıbrıs’ta ABD için, NATO için üsler kurulsun, Ortadoğu’da emperyalizmin denetim olanakları artsın diye var. Tabii ki bal tutan parmağını yalıyor ve Türkiye ile Yunanistan’ın Kıbrıs’ta kendi çıkarları da var ama asıl olarak emperyalizme hizmet için buradalar. Erdoğan bunu itiraf etmiş oldu.

Bir de size (Baraka Kültür Merkezi) dönük faşist, provokatif bir eylem gerçekleşti. Kontrgerilla boş durmuyor herhalde. Neler yaşandı?

Bize dönük saldırı mitingden 3 gün sonra gerçekleşti. Faşistler “Ankara elini yakamızdan çek!” pankartını bahane ederek küfürlü bir eylem yaptılar. (Genç Mücahitler Derneği isminde bir derneğin birkaç üyesi Baraka'yı protesto etmek amacıyla 31 Ocak 2011 tarihinde bir "ziyaret" düzenledi. "Or.... Çocukları" gibi "yaratıcı" bir pankart açan bu şahıslar, basın açıklaması yaptı. "Kıbrıs Türktür Türk kalacak!" diye slogan attıktan sonra, tekbir getirerek Baraka'dan ayrıldılar.) Bizim tepki göstermemizi sağlamak ve tepkimizle birlikte gerginlik yaratıp eylemleri gölgelemek istediler. Ama istedikleri gibi olmadı. O konu kapandı. Esas sorun ortada artık.

*Bu söyleşi, 8 Şubat günü telefon yoluyla gerçekleştirilmiştir.


Yayınlandı:
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=35440

Sendika.Org Hakkında:
http://www.sendika.org/yazi.php?tur=makale&yazi_no=3203

http://www.baraka.cc

Münür Rahvancıoğlu ve Baraka:
http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/35/news/35479/PageName/KIBRIS_HABERLERI

* * *

English language

A workable machine translation of Munur's interview is here:
http://translate.google.com/translate?u=http%3A%2F%2Fwww.sendika.org%2Fyazi.php%3Fyazi_no%3D35440&sl=tr&tl=en&hl=&ie=UTF-8


About Sendika.org:
http://www.sendika.org/english/yazi.php?yazi_no=4578

More about Münür Rahvancıoğlu and Baraka:
http://translate.google.com/translate?hl=en&sl=tr&tl=en&u=http%3A%2F%2Fwww.kibrispostasi.com%2Findex.php%2Fcat%2F35%2Fnews%2F35479%2FPageName%2FKIBRIS_HABERLERI


http://www.baraka.cc
~~~~~~~~~~~~~~~

Thursday, 3 February 2011

Απόπειρα Φίμωσης και Εκφοβισμού Εναντίον της Ομάδας Μπαράκα/ Baraka


"Άγκυρα πάρε τα χέρια σου από πάνω μας"

Εθνικιστικά στοιχεία υπό την ονομασία "Σύνδεσμος Νέων Αγωνιστών" πραγματοποίησαν εκδήλωση ενάντια στην ριζοσπαστική πολιτιστική ομάδα Μπαράκα/ Baraka πριν τρείς μέρες, ακριβώς έξω από το οίκημα της ομάδας στην κατεχόμενη βόρεια Λευκωσία.

Η "διαμαρτυρία" των εθνικιστών παρουσιάστηκε ως αντίποινο γιά την συμμετοχή της ομάδας Μπαράκα στο παλλαϊκό συλλαλητήριο της γενικής απεργίας την Παρασκευή 28 Ιανουαρίου, στο οποίο η ομάδα Μπαράκα εμφανίστηκε με πανώ που έγραφε "Άγκυρα πάρε τα χέρια σου από πάνω μας".

Αναφερθήκαμε στα επισόδεια που προέκυψαν γύρω από το πανώ στο συλλαλητήριο σε προηγούμενο μας άρθρο:
"Ωραίοι Έλληνες" και οι Τουρκοκύπριοι
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2011/01/blog-post_29.html

Η εθνικιστική εκδήλωση του "Σύνδεσμου Νέων Αγωνιστών" ορθώς αναγνωρίστηκε από την ευρύτερη κοινότητα ως προσπάθεια εκφοβισμού και φίμωσης των ΤουρκοΚυπρίων που ομιλούν ανοικτά ενάντια στην Κατοχή και που αγωνίζονται τόσο γιά την εκδημοκρατικοποίηση και κοινονική δικαιοσύνη όσο και γιά την απομάκρυνση του στρατού Κατοχής πίσω στην Τουρκία.

Αμέσως ανταποκρίθηκαν πολλές και διάφορες προοδευτικές και αντιστασιακές φωνές ΤουρκοΚυπριακών οργανώσεων και ατόμων με δηλώσεις αλληλεγγύης στην ομάδα Μπαράκα, επικρίνοντας το Κατοχικό καθεστώς γιά την αντιδημοκρατικότητα του και αποκαλώντας τους υποστηρικτές του ως "φασίστες".

Δηλώσεις εξέδωσαν:
Η οργάνωση KSP - Σοσιαλιστικό Κόμμα Κύπρου:
http://www.gundemkibris.com/ksp,-barakaya-acilan-pankarti-kinadi-1258h.htm

Η ομάδα που εκδίδει την εφημερίδα "Marksist Barikat" / Μαρξιστικό Οδόφραγμα στην ιστοσελίδα της στο Facebook:
http://www.facebook.com/note.php?note_id=197643703586557&id=100001478862875

Το Κόμμα Ενωμένη Κύπρος /YKP:
http://www.haberkibris.com/n.php?n=ccd48f0d-2011_02_02

Η είδηση εμφανίστηκε και σε ελληνοκυπριακές εφημερίδες και τα μέσα ενημέρωσης με ενδιαφέρουσα προσέγγιση.

Το "Σίγμα" μεταδίδει την είδηση ως τον απόηχο του συλλαλητηρίου:
http://sigmalive.com/news/local/351293

Ο "Πολίτης" αναδημοσίευσε ένα εξαιρετικό άρθρο του ΤουρκοΚύπριου αντιστασιακού και Σοσιαλιστή δημοσιογράφου Σενέρ Λεβέντ / Şener Levent από την εφημερίδα Αφρίκα (πρώην "Αβρούπα / Ευρώπη") το οποίον πραγματικά αξίζει - το αναδημοσιεύουμε και εμείς αυτούσιο πιό κάτω. Μπορείτε να το διαβάσετε με κλίκ πάνω στον τίτλο του, εδώ:
"Μήπως δεν απέμεινε κλαδί γιά να πιαστείε σε αυτό το πορνείο;"
του Σενέρ Λεβέντ / Şener Levent, Πολίτης, Τετάρτη, 2 Φεβρουαρίου 2011

Εμείς δηλώνουμε την αμέριστη μας συμπαράσταση, αλληλεγγύη και θαυμασμό στους συντρόφους και φίλους μας στην ομάδα Μπαράκα. Ευχόμαστε οι κοινοί πόθοι Ελλήνων και Τούρκων της Κύπρου γιά απελευθέρωση από την Κατοχή να πραγματωθούν με όσο το δυνατόν πιό λίγο αίμα, με όσον το δυνατόν πιό λίγες συγκρούσεις. Μια Δικοινοτική συμφιλίωση και επανένωση των κοινοτήτων μας σ' ένα Σοσιαλιστικό αυτόνομο, Φεμινιστικό Οικολογικό μέλλον το αξίζει αδιαμφισβήτητα.

Θα είναι και ο μόνος τρόπος να αποτραπεί μιά ρατσιστική Διζωνική λύση τύπου Απάρταϊντ την οποίαν προωθούν τώρα - φευ! - ξεδιάντροπα διάφοροι "εν ονόματι της Αριστεράς".

Ομάδα Σύνταξης Ενδο~Μήδεια / Cyprus IndyMedia
~~~~~~~~~~~~~

[κλίκ πάνω στο άρθρο γιά μεγέθυνση]

Saturday, 29 January 2011

"Ωραίοι Έλληνες" και οι Τουρκοκύπριοι

Η χθεσινή Γενική Απεργία και συγκέντρωση στα κατεχόμενα κατέβασε περίπου 30.000 εώς 50.000 ΤουρκοΚύπριους στους δρόμους να διαδηλώνουν ενάντια στο κατοχικό καθεστώς.







Σημειώστε πως ο αριθμός αυτός είναι περίπου ο μισός πληθυσμός των ΤουρκοΚυπρίων.

Η ριζοσπαστική πολιτιστική οργάνωση Μπαράκα / Baraka, συμμετείχε στην πορεία με πανώ που έγραφε "Αγκυρα πάρε τα χέρια σου από πάνω μας" - το οποίον έγινε εστία κάποιας μικρής αψιμαχίας, αλλά ακόμα και εκείνη η ριζοσπαστική~αντιστασιακή τοποθέτηση έγινε τελικά αποδεκτή από το πλήθος και επεκράτησε αλληλεγγύη και ενότητα. Άλλωστε αυτές ήταν και οι επίσημες θέσεις των οργανωτών, τις οποίες δημοσιεύσαμε εδώ:
Γενική Απεργία και Συγκέντρωση την Παρασκευή 28 Ιανουαρίου
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2011/01/28.html

Η εφημερίδα Φιλελεύθερος αναφέρεται στο περιστατικό (με λανθασμένη γραφή του ονόματος της Μπαράκα), εδώ:
"Δεν έλειψαν και τα επεισόδια
Καβγάς, που τέλειωσε γρήγορα με την παρέμβαση ψυχραιμοτέρων, προέκυψε όταν κάποιος προσπάθησε να κατεβάσει πανό που κρατούσαν μέλη της οργάνωσης BARIKAT και έγραφε «Αγκυρα μάζεψε τα χέρια σου από πάνω μας». Το επεισόδιο προκάλεσε αναστάτωση και ένταση και πάνω στην εξέδρα, όπου ήταν οι ομιλητές και πρόεδροι άλλων συντεχνιών και οργανώσεων, αλλά τα πνεύματα ηρέμησαν γρήγορα. Το πλήθος με την παρότρυνση των διοργανωτών άρχισε να φωνάζει ‘’Ενότητα, στον αγώνα, αλληλεγγύη’’. "
http://www.philenews.com/AssetService/Image.ashx?t=2&pg=35091

Σχολιάζοντας τις εξελίξεις σε μικρό της κείμενο στο διαδίκτυο, η Δήμητρα Παπαλεοντίου, Κυπρία στην Ελλάδα που συνεργάζεται με το αυτονομιστικό ριζοσπαστικό περιοδικό ΑΡΔΗΝ, έγραψε: "Ακούσατε κύριε Χριστόφια, ή είναι "ρατσιστές" και "ωραίοι Έλληνες" και οι Τουρκοκύπριοι;"

Και ακριβώς περί αυτού πρόκειται. Ο Πρόεδρος και οι συν αυτώ έχουν "ποφκαλτεί" σε μιά εκστρατεία να κατηγορούν όσους εναντιώνονται στην κατοχή και την νομιμοποίηση της ως "ρατσιστές", με αποκορύφωμα την ειρωνική του ανθελληνική σπόντα που έριξε δημοσίως πρόσφατα αναφερόμενος σε "Ωραίους Έλληνες". Η ηγεσία του κόμματος του έχει επιδωθεί σε μιά εκστρατεία να εναντιώνεται ακόμα και σε όσους ΤουρκοΚύπριους αντιστέκονται στην κατοχή:
"Η ΠΕΟ απειλεί και επιτίθεται σε αντικατοχικούς ΤουρκοΚύπριους
Οι Αντιστασιακοί ΤουρκοΚύπριοι Απαντούν"
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/09/blog-post_17.html

"ΤουρκοΚύπριοι Αντιστασιακοί, και η ψευδο-αριστερά ηγεσία:
Κυπριοεθνικισμός, Ρατσιστική Διζωνική και ταύτιση με τον Ιμπεριαλισμό"
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/10/blog-post_09.html
Ζούμε πράγματι σε αλλοπρόσαλλες καταστάσεις. ΤουρκοΚύπριοι και ΕλληνοΚύπριοι που αντιτίθενται ανοικτά στην κατοχή και την μονιμοποίηση της στοχεύονται από το καθεστώς με διάφορους χαρακτηρισμούς, απειλές, παράνομες διώξεις... προς τι; Υπάρχει οποιοδήποτε επιχείρημα που μπορεί να στηρίξει τούτες τις παρανοϊκές πολιτικές πράξεις;

Ενδο~Μήδεια / Cyprus IndyMedia Collective

* * *

Thursday, 27 January 2011

Γενική Απεργία και Συγκέντρωση την Παρασκευή 28 Ιανουαρίου

Από τον Şener Elcil, Γενικό Γραμματέα της KTOS

{Παρακαλούμε δείτε τις Δηλώσεις Αλληλεγγύης από την Ενδο~Μήδεια / Cyprus Indymedia, το ριζοσπαστικό πολιτιστικό οργανισμό Baraka και το YKP (Κόμμα Νέα Κύπρος) πιο κάτω }

Η Πλατφόρμα της Ένωσης Συντεχνιών
Εισαγωγή και
Οι Αρχές της Πλατφόρμας της Ένωσης Συντεχνιών
Από τον Şener Elcil, Γενικό Γραμματέα KTOS


Η πολιτική πίεση στο βόρειο μέρος της Κύπρου αυξάνεται μέρα με τη μέρα. Είναι καλά γνωστό ότι το βόρειο μέρος της χώρας μας διοικείται από την Τουρκία και ότι οι αρχές εδώ είναι ανδρείκελα της Τουρκίας.

Ενάντια στις συνθήκες της Γενεύης του 1949, η Τουρκία μεταφέρει παράνομα τον πληθυσμό της στο βόρειο μέρος του νησιού μας και παραχωρεί την υπηκοότητα μέσα στα πλαίσια του αποσχιστικού κράτους που φρόντισε να εγκαθιδρυθεί το 1983. Η παγκόσμια οικονομική κρίση χρησιμοποιείται από την μια σαν μια δικαιολογία για μειώσεις των ημερομισθίων και των μισθών της τάξης του %40, και οι εργαζόμενοι εξαναγκάζονται να πληρώσουν τα σπασμένα για την κρίση. Από την άλλη, σφαίρες του δημόσιου βίου των Τουρκο-Κυπρίων παραδίδονται σε κεφάλαια που πρόσκεινται στο κράτος της Τουρκίας.

Η Τουρκία, η οποία βρίσκεται στο νησί μας υπό την ιδιότητα της εγγυήτριας δύναμης, είχε την υποχρέωση να βοηθήσει στην προσαρμογή και την προστασία της εδαφικής ακεραιότητας της Κυπριακής Δημοκρατίας και του συντάγματος της. Αντ'αυτού μετέφερε πληθυσμό στο νησί μας και ξεκίνησε μια διαδικασία αποικισμού καταλαμβάνοντας όλες τις σφαίρες δημοσίου βίου των Τουρκο-Κυπρίων. Με τον μεταφερόμενο πληθυσμό η Τουρκία εκμηδένισε την πολιτική θέληση των Τουρκο-Κυπρίων και επιθυμεί να έχει μια αποικία στον 21 αιώνα. Αυτοί που επηρεάζονται περισσότερο από την τραγωδία αυτή, την οποία παρακολουθεί όλος ο κόσμος είναι οι Τουρκο-Κύπριοι. Η Τουρκο-Κυπριακή κοινότητα η οποία υπέφερε από και αντιστάθηκε ενάντια σε κάθε πίεση οδηγείται στην καταστροφή με τις επιβαλλόμενες πολιτικες πρακτικες.

Κατά τη διάρκεια της παρούσας περιόδου, στην οποία το θέμα παίρνει τις διαστάσεις "κοινοτικής καταστροφής", οι οργανώσεις μας είναι αποφασισμένες να συνεχίσουν τον αγώνα τους με τις απεργίες στα σχολεία, ταδημόσια ιδρύματα και τα λιμάνια. Είναι πασιφανές ότι ο Νεο-Οθωμανικός σχεδιασμός της επεκτατικής πολιτικής της Τουρκίας συνεχίζεται ακόμη λόγω των διεθνών οικονομικών και πολιτικών οφέλων που υπόσχεται, και λόγω του ότι ο σχεδιασμός δεν αμφισβητείται. Φαίνεται ότι τα οφέλη είναι προτιμότερα των ανθρώπινων δικαιωμάτων. Η διαδικασία με τη οποία οι Τουρκο-Κύπριοι χρησιμοποιούνται σαν όμηροι και στην οποία η Τουρκία φαίνεται να έχει μια λύση ενώ στην πραγματικότητα κινείται αντίθετα προς μη-λυση είναι απαράδεκτη.

Συνεχνίες, πολιτικά κόμματα και ΜΚΟ έχουν ετοιμάσει μια διακήρυξη ώστε να πουν ένα "ΤΕΛΟΣ" σε αυτή τη διαδικασία οργανώνοντας μια γενική απεργία και συγκέντρωση την Παρασκευή 28 Ιανουαρίου 2011.

Επιθυμούμε επίσης να έχουμε διεθνή αλληλεγγύη και υποστήριξη για αυτό τον αγώνα.

Με τις καλύτερες ευχές

Şener Elcil, Γενικός Γραμματέας KTOS, 24.1.2011

Οι Αρχές της Πλατφόρμας της Ένωσης Συντεχνιών

1. Η Πλατφόρμα της Ένωσης Συντεχνιών είναι μια ένωση, που ιδρύθηκε με σκοπό την προστασία και την ανάπτυξη των δημοκρατικών, κοινωνικών και ατομικών δικαιωμάτων των εργαζομένων των οργανώσεων των εργαζομένων. Προς αυτή την κατεύθυνση, θα έχει ως στόχο την "αυτοκυβέρνηση της κοινότητας", εξαλείφοντας το πρόβλημα της εκπροσώπησης της πολιτικής βούλησης. Η πλατφόρμα δεν επιδιώκει να είναι κυβέρνηση.

2. Ο αγώνας της Πλατφόρμας Ένωσης Συντεχνιών δεν ανέχεται κανένα περιθώριο για οποιεσδήποτε οργανώσεις ή πολιτικά κόμματα τα οποία ενεργοποιούν ή υποστηρίζουν τις πρακτικές που στοχεύουν στην κοινωνική καταστροφή και εξαφάνιση. Δηλαδή: Εκείνοι που υποστηρίζουν το "Μεταναστευτικό Νόμο ».

3. Η Πλατφόρμα της Ένωσης Συντεχνιών παρέχει την πλήρη στήριξη της στην άμεση λύση του Κυπριακού Προβλήματος εντός των παραμέτρων των ψηφισμάτων του ΟΗΕ, και της θέσης των Τουρκο-Κυπρίων στη διεθνή αρένα.

4. Η πολιτική βούληση των Τουρκο-Κυπρίων για αυτοκυβέρνηση πρέπει να είναι σεβαστή.

5. Η σχέση μεταξύ Τουρκίας και Τουρκο-Κυπρίων πρέπει να βασίζεται στον αμοιβαίο σεβασμό και στην ισότητα της πολιτικής βούλησης. Η σχέση που είναι προσανατολισμένη ως "δίνοντας εντολές-παίρνοντας εντολές" πρέπει να τερματιστεί.

6. Οι Τουρκο-Κύπριοι έχουν το δυναμικό, τις δεξιότητες και τη γνώση για να κυβερνούν τους δικούς τους θεσμούς. Με βάση αυτό το γεγονός η διοίκηση της Κεντρικής Τράπεζας, της Οργάνωσης Πολιτικής Άμυνας και των Δυνάμεων Ασφάλειας θα πρέπει να παραδοθούν στους Τουρκο-Κύπριους. Οι υπηρεσίες της αστυνομίας και της πυροσβεστικής θα πρέπει να εμπλακούν στη δημόσια διοίκηση.

7. Το UBP (Κόμμα Εθνικής Ενότητας) υπακούει όλες τις επιβολές και πιέσεις της κυβέρνησης ΑΚΡ στην Τουρκία, μόνο για χάρη της παραμονής του στην κυβέρνηση. Επιπλέον το UBP κάνει ανήθικες μεταγραφές μελών της Βουλής και έχει παραδόσει την πολιτική βούληση των Τουρκο-Κυπρίων προς το ΑΚΡ στην Τουρκία. Με τις πρακτικές του, το UBP οδηγεί την Τουρκο-Κυπριακή κοινότητα προς την καταστροφή και συμπεριφέρεται ως εχθρός της κοινότητας, μέσω της εσφαλμένης συνεργασίας του.

8. Στον αγώνα για την επανάκτηση της πολιτικής βούλησης που έχει παραδοθεί στις Τουρκικές αρχές, η Πλατφόρμα της Ένωσης Συντεχνιών, αναμένει τα κόμματα στην κυβέρνηση να υποστηρίξουν όλες τις δράσεις της εάν η κυβέρνηση δε λάβει μέτρα για να είναι πιο αποτελεσματική. Οι δράσεις μπορεί επίσης να περιλαμβάνουν την απόσυρση από το κοινοβούλιο.

9. Οι αρχές της Τουρκίας θα πρέπει να σταματήσουν να επεμβαίνουν στα εσωτερικά μας ζητήματα. Θα πρέπει να δώσουν ένα τέλος στην πρακτική των "σκαιώδων υπουργών" συγκαλυμμένων ως συμβούλων. Οι πρακτικές της οικονομικής βοήθειας θα πρέπει να εισάγονται ως σχέδια, τα οποία να υλοποιούνται από τις Τουρκο-Κυπριακές αρχές και οι διαγωνισμοί για την ανάθεση τους θα πρέπει να γίνονται στην Κύπρο.

10. Το πολιτικών κινήτρων οικονομικό πακέτο - εντός του πλαισίου πρωτοκόλλων με την Τουρκία - το οποίο επιβάλλεται στους Τουρκο-Κύπριους και το οποίο είναι απολύτως ακατάλληλο σε σχέση με την οικονομική, κοινωνική και πολιτισμική δομή των Τουρκο-Κυπρίων θα πρέπει να διακοπεί αμέσως. Οι κανονισμοί του θα πρέπει να καταργηθούν.

11. Υπό το πρόσχημα της "ιδιωτικοποίησης" οι σφαίρες δημοσίου βίου των Τουρκο-Κυπρίων έχουν υφαρπαγεί από αυτούς. Αυτές οι πρακτικές πρέπει να τερματιστούν άμεσα. Οι επίσημες αποφάσεις για τη λειτουργία και το μέλλον αυτών των θεσμών ανήκουν στους Τουρκο-Κύπριους.

12. Οι παράνομες παραχώρησεις υπηκοότητας στη χώρα μας οι οποίες εκτρέπουν την κοινωνική, οικονομική και πολιτιστική δομή και οι οποίες παρεμποδίζουν την πολιτική βούληση των Τουρκο-Κυπρίων θα πρέπει να εξαλειφθούν. Θα πρέπει να υπάρξει απογραφή πληθυσμού υπό την επιτήρηση διεθνών παρατηρητών και ο παράνομος πληθυσμός να απελαθεί. Η είσοδος στη χώρα με τη χρήση Ιδιωτικών Ταυτοτήτων θα πρέπει να εξαλειφθεί και οι είσοδοι στη χώρα θα πρέπει να ελέγχονται.

13. Οι συνθήκες εργασίας των εργαζομένων στον ιδιωτικό τομέα, οι οποίοι εργάζονται σε απάνθρωπες συνθήκες θα πρέπει να αποκατασταθούν. Οι διεθνείς συμβάσεις του ILO (Διεθνούς Οργανισμού Εργασίας) θα πρέπει να εφαρμοστούν στη χώρα μας τόσο στον ιδιωτικό όσο και στο δημόσιο τομέα.


Από την Ενδο~Μήδεια / Cyprus IndyMedia

Εκτείνουμε τις θερμότερες ευχές μας σε συμπαράσταση με τις Τουρκο-Κυπριακές συντεχνίες, τις αστικές και πολιτικές οργανώσεις που συγκαλούν την παρούσα πολιτική Γενική Απεργία. Το κάλεσμα υπερβαίνει τις "οικονομίστικες" διεκδικήσεις και περιλαμβάνει μια φιλοσοφία και ιδεολογία η οποία μπορεί να κτίσει περισσότερη εμπιστοσύνη ανάμεσα στις δύο κοινότητες μας, να αυξήσει την αντίσταση προς το στρατό κατοχής, και να θέσει τελικά τα θεμέλια για ΔιΚοινοτική Ειρήνη και Δικαιοσύνη στη χώρα μας.

Ευχόμαστε ότι όλες οι προετοιμασίες και η οργάνωση να κυλήσουν ομαλά και ότι το αποτέλεσμα της Γενικής Απεργίας θα αυξήσει τη συνοχή, ενότητα και συλλλογική ικανότητα της Τουρκο-Κυπριακής κοινότητας προς την κατεύθυνση της πολιτιστικής αυτονομίας και χειραφέτησης.

Μια Μεγάλη Ένωσις!
Ενδο~Μήδεια / Cyprus IndyMedia

(Μετάφραση: Σόλων Αντάρτης ~ solon_antartis@yahoo.com)

***

Από το Baraka
28 OCAK’TA BARAKA KORTEJİNDE BULUŞALIM
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2011/01/28-ocakta-baraka-kortejinde-bulusalim.html

Από το YKP
28 OCAK’TA, SOKAKTAYIZ! DİRENECEĞİZ!
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2011/01/28-ocakta-sokaktayiz-direnecegiz.html

Προηγούμενα:

A General Strike in North Cyprus?
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/07/general-strike-in-north-cyprus.html

Union Leaders Arrested in the North
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/08/union-leaders-arrested-in-north.html

ΜΗΝΥΜΑ ΑΛΛΗΛΕΓΓΥΗΣ ΣΤΟΝ ΑΓΩΝΑ ΤΩΝ Τ/Κ φοιτητών, εκπαιδευτικών και συνδικαλιστών της KTOS και KTOEOS http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/04/ktos-ktoeos.html

* * *



Wednesday, 26 January 2011

A General Strike and Gathering on Friday the 28th of January

By Şener Elcil, KTOS, Secretary General

{Please see Solidarity Statements from the Cyprus IndyMedia Collective, the Baraka radical cultural organization, and YKP (New Cyprus Party) below.}

The Union Platform
Introduction and
The Principles of the Union Platform
By Şener Elcil, KTOS, Secretary General

The political pressure on the north of Cyprus is increasing day by day. It is a well known reality that the north part of our country is administered by Turkey and the authorities here are the puppets of Turkey.

Against the Genève conventions in 1949, Turkey is transferring its population to the north part of our island and has been distributing citizenship within the separatist state that it made to be established in 1983. On one hand, global economic crisis is given as an excuse in order to decrease the wages and salaries with the ratio of %40, and the laborers are forced to pay for this crisis; on the other hand, the public spheres of the Turkish Cypriots are given to the capitals which are close to the Turkish Republic.

Turkey, which is on our island within the framework of a guarantor, was to state an adjustment and protect the territorial integrity of the Republic of Cyprus constitutional charter; transferred population to our island and started the colonization process by taking over all public spheres of the Turkish Cypriots. With the transferred population, Turkey eliminated the political will of the Turkish Cypriots and is willing to have a colony in 21st century. The ones who are affected the most because of this tragedy, which the whole world witness is the Turkish Cypriots. Turkish Cypriot community which suffered from and struggled against any pressure is driven to destruction with the imposed political practices.

Within this period, in which the matter turns out to be as “communal destruction”, our organizations are determined to continue their struggle with the strikes and actions in the schools, public institutions and harbors. It clearly shows that, the New Ottoman concept of Turkey’s expansionism policy is still continuing due to its international economic and political benefits, and since this issue is not being questioned, it seems that the benefits are preferable than the human rights. This process which Turkish Cypriots are used as hostages, and which Turkey seems to have a solution but actually does the opposite for non-solution- cannot be accepted.

Trade unions, political parties and NGO’s have prepared a declaration in order to say “STOP” to this process by organizing a general strike and meeting on Friday the 28th of January 2011.

We also wish to have the international solidarity and support for this struggle.

Best Regards,

Şener Elcil KTOS, Secretary General 24.1.2011

The Principles of the Union Platform

1. The Union Platform is a union, founded in order to protect and develop democratic, social and employee personal rights of the labour organizations. To this path, it aims “self-government of the community” by eliminating the problem of representation of the political will. The platform does not aim to be government.

2. The struggle of the Union Platform does not have any room for any organizations or political parties which trigger or support the practices that aim social catastrophe and vanishing. Ex: Those who support “Immigration Law”.

3. The Union Platform gives full support to the immediate solution of the Cyprus Problem within the parameters of the UN resolutions, and Turkish Cypriots’ position in the international arena.

4. Turkish Cypriots will of self-government should be respected.

5. The relationship between Turkey and Turkish Cypriots should be grounded on mutual respect and equality of political will. A relation which is oriented as “giving order-taking order” should be ended.

6. Turkish Cypriots have the potential, skills and knowledge for governing their own institutions. Relying on this fact, the administration of the Central Bank, Civil Defence Organization and Security Force Command should be handed over to the Turkish Cypriots; the police and fire departments should be engaged in civil administration.

7. The UBP (National Unity Party) is obeying all the impositions and pressure of the AKP Government in Turkey, just for the sake of staying in the government. Moreover, UBP is making MP transfers immorally and it has handed over the political will of the Turkish Cypriots to the AKP in Turkey. With its practices, UBP has been driving the Turkish Cypriot community to destruction and it is behaving as an enemy of the community by its wrong collaboration.

8. The Union Platform, - in the struggle of taking back the political will which is handed over to the Turkish Republic authorities; is expecting the parties in the government to support all actions unless the government take steps forward to be more effective. The actions may also include drawing back from the parliament.

9. The authorities of the Turkish Republic should give up interfering with our internal affairs. They should give an end to the practice of “shadow cabinet” under the name of advisors. The interference of the Turkish Republic Aid Commission to the decisions of the political will should be ended. The practices of financial aid should be introduced as projects, practiced through the Turkish Cypriot authorities and the biddings should be in Cyprus.

10. Within the frame of the protocols with the Turkish Republic, politically- motivated economic packet which is imposed to the Turkish Cypriots and is absolutely inappropriate in terms of economic, social and cultural structure of the Turkish Cypriots should be stopped immediately. The regulations should be eliminated.

11. Under the name of “privatization”, the public spheres of the Turkish Cypriots have been taken away from them. These practices should be ended immediately. The authoritative decisions about the functioning and future of these constitutions belong to Turkish Cypriots.

12. False citizenship distributions in our country which distracts the social, economic and cultural structure and hinder the political will of the Turkish Cypriots should be eliminated. There should be a population census under the inspection of international observers and the illicit population should be sent away. Entering the country with Identity Cards should be eliminated and the entries to the country should be under control.

13. The working conditions of the private sector labourers who work in inhumane conditions should be restored. The ILO Conventions should be practiced in our country in terms of public and private sectors.


From the Cyprus IndyMedia Collective

We extend our warmest salutations in solidarity with the Turkish Cypriot trade unions, civic and political organizations who are calling for this political General Strike. It goes far beyond "economist" demands and it includes a philosophy and ideology that can build more trust between our two communities, increase resistance to the occupation army, and eventually lay the foundations for BiCommunal Peace and Justice in our country.

We hope that all the preparations and organizing go well, and the outcome of the General Strike will improve the cohesion, unity and collective ability of the Turkish Cypriot community toward cultural autonomy and emancipation.

One Big Union!
Cyprus IndyMedia Collective

* * *

From Baraka
28 OCAK’TA BARAKA KORTEJİNDE BULUŞALIM
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2011/01/28-ocakta-baraka-kortejinde-bulusalim.html

From YKP
28 OCAK’TA, SOKAKTAYIZ! DİRENECEĞİZ!
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2011/01/28-ocakta-sokaktayiz-direnecegiz.html

Previous:

A General Strike in North Cyprus?
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/07/general-strike-in-north-cyprus.html

Union Leaders Arrested in the North
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/08/union-leaders-arrested-in-north.html

ΜΗΝΥΜΑ ΑΛΛΗΛΕΓΓΥΗΣ ΣΤΟΝ ΑΓΩΝΑ ΤΩΝ Τ/Κ φοιτητών, εκπαιδευτικών και συνδικαλιστών της KTOS και KTOEOS http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/04/ktos-ktoeos.html

* * *

28 OCAK’TA BARAKA KORTEJİNDE BULUŞALIM



Baraka Kültür Merkezi, 28 Ocak eylemine, kuklaları değil ustaları sorgulayan, koltuk hesabı yapanlara prim vermeyen kendi duruşuyla katılıyor. Baraka dost ve aktivistleri, saat 10.00’da Baraka Kültür Merkezi’nin Suriçi’ndeki lokalinde, 11.00’de ise batırılan Peyak önünde Baraka kortejinde buluşuyor.

Gelen giden tüm hükümetler, TC dayatması ekonomik paketlere ve kültürel alandaki asimilasyona... boyun eğmiş, TC’nin sivil ve askeri bürokrasisinin emirlerine amade olarak Kıbrıslı Türk Halkı’nın onurunu ayaklar altına almaktan çekinmemiştir. 1974’ten bu yana bilinçli olarak üretimden koparılıp asalaklaştırlan ve ekonomisi TC’ye bağımlı hale getirilen ülkemizde, egemenler, halka yönelik saldırısını her yönden arttırarak devam ettirmektedir. Türkiye’ye IMF ve Dünya Bankası tarafından dayatılan ve Türkiye emekçilerinin gırtlağını sıkan neoliberal politikalar, ülkemiz emekçilerine de Türkiye’nin paketleri aracılığı ile dayatılmaktadır. Devletin kendi hastane ve eğitim kurumlarına ayırdığı pay giderek azalmakta, devlet hastaneleri yıkılmaya yüz tutmaktadır. Okul ve derslik eksikliği, öğrenciyi de öğretmeni de eğitim hakkından mahrum etmektedir. Planlı ve devlet eli ile eğitim veren kurumlar ise özel sektöre peşkeş çekilmeye çalışılmaktadır. Toplu taşımacılığın olmadığı ve Lefkoşa’nın tek terminalinin de Belediye tarafından yıkılmasının gündemde olduğu bugünlerde, benzine gelen aralıksız zamlar insanımızı ulaşım hakkından mahrum etmektedir. Terminalin yerine yapılması gündemde olan külliye ise Kıbrıslı Türk halkının kendine has kültürüne karşı sürdürülen saldırının en net göstergesidir.

Eğitimden sağlığa, enerjiden ulaşıma her şeyin piyasaya açıldığı ve halkın insanca yaşama hakkının elinden alındığı böylesi bir dönemde, kuklalara değil ustalara hesap sormanın vakti gelmiş, geçmiştir bile.

CTP döneminde yoğunlaşan hak budamaları artarak devam etmekte ve insanlarımıza yaşayacak alan bırakılmamaktadır. Bugün muhalefet adı altında koltuk hesabı yapıp parlamentoculuk oynayanların bu halka verebilecekleri hiçbir şey yoktur. Halkına ihanet eden, sermayeye kıyak geçerken Sosyal Güven(sizlik) Yasası ile emekçi halkı yoksulluğa mahkum eden, KTHY’nı batıran, hakkını arayan sendikacılara gaz bombası sıkıp davalar açan, Göç Yasası ile gençleri göç etmek zorunda bırakan işbirlikçi, basiretsiz hükümetlere ve Kıbrıslı Türk halkının varlığına, kültürel yapısına dahi tahammül edemeyen TC egemenlerine karşı Baraka 28 Ocak’ta bu ülkenin devrimci sesini yükseltmeye devam edecektir.

http://www.baraka.cc
http://www.facebook.com/baraka.kultur.merkezi



~~~~~~~~~~~~~

Sunday, 14 November 2010

Ο Κκέλης με την Απαστράπτουσα Φαλάκρα

Μετ' ειλικρινείας και φιλαληθείας ομολογώ και πιστοποιώ ότι πράγματι είμαι το άτομο στη φωτογραφία με τη γαλάζια φανέλλα, ο "Κκέλης με την Απαστράπτουσα Φαλάκρα" δίπλα από φίλους, συντρόφους και συναγωνιστές, κάτω προς το κέντρο:



Η φωτογραφία είναι από την πολιτική εκδήλωση του Μετώπου Κυπρίων Φοιτητών Ην. Βασιλείου με θέμα:
«Το υποτιθέμενο δίλημμα: Διζωνική Δικοινοτική Ομοσπονδία ή Διχοτόμηση» πού έγινε τις 19 Ιουλίου 2010 στη Λευκωσία.

Δημοσιεύτηκε στο νέο τεύχος του Προπύργιου (το 6ο), έκδοση του Μετώπου ειδικά αφιερωμένη στην μαύρη επέτειο της παράνομης ανακήρυξης του κατοχικού κράτους το οποίον οι ηγέτες μας σύντομα ελπίζουν να καταφέρουν να ανακηρύξουν σε νόμιμο "συνιστόν στέητ" του ρατσιστικού Διζωνικού Κράτους που προσπαθούν να μας φορήσουν.

Το νέο τεύχος του Προπύργιου δυστυχώς περιέχει δύο μικρά αγκάθια που με επλήγωσαν. Κρίμα, γιατί περιέχει πάρα πολλά καλά και σημαντικά στοιχεία: όσοι νομίζουν πως όλη μας η νεολαία αποκοιμήθηκε ή πως τάχα παραδέρνει μες'στη ζάλη των εμπορευμάτων μαζί με την υπόλοιπη μας κοινωνία, μπορούν να δουν στο Προπύργιο πως υπάρχουν ακόμα νεολαίοι που αγαπούν την πατρίδα, που τους νοιάζει η επιβίωση μας, που έχουν συναίσθηση του πόσο επικίνδυνους καιρούς διαβαίνουμε σήμερα σαν λαός.

Και δεν είναι όπως τις ξύλινες και κρύες παρουσίες της κομματικής "νεολαίας" που οστεοποιήθηκε πρίν καν ενηλικιωθεί και απολιθώθηκε μες τα κενά και άχαρα συνθήματα. Η νεολαία του Μετώπου είναι αυτόνομη, υπεράνω κομμάτων, και διαρκώς σε κίνηση!

Το τεύχος του Προπύργιου περιέχει και "εξεταστέα ύλη" (εντάξει, φοιτητές είναι):
QUIZ: Με ποιους είμαστε πιο κοντά;
(α) Τους Σύριους (β) Τους Φοίνικες (γ) Τους Μογγόλους (δ) Τους Ουζμπέκους (ε) Τους Αυστραλούς

QUIZ: Ποιά μητέρα πατρίδα της Κύπρου δεν είναι «ούτω καλούμενη»;
(α) Το Τατζικιστάν (β) Η Μοζαμβίκη (γ) Τα νησιά Φαρόε (δ) Η Χαβάη (ε) Όλες
Τα δύο στοιχεία που πληγώνουν, και όχι μόνο εμένα προσωπικά, αλλά πληγώνουν τον αγώνα γιά ελευθερία, είναι τούτα:
ο- Μιά σάτυρα σε λάθος κατεύθυνση, στη εικόνα του εξώφυλου (φαίνεται δίπλα).
ο- Μιά "μπηκτή" στη σελίδα 19 που εύκολα παρερμηνεύεται ως ειρωνεία προς τους κοινούς αγώνες Ε/Κ και Τ/Κ.

Συγκεκριμένα, το έντυπο αναφέρεται σε "δήθεν κοινούς αγώνες Ε/Κ και Τ/Κ". Μπορεί η σύνταξη του Προπύργιου να είναι θετική σε κοινούς αγώνες, δεν το ξέρω (ελπίζω να είναι), αλλά τούτη η φρασεολογία όπως ετέθει αδιευκρίνιστα μοιάζει με απόρριψη εκείνης της πορείας.

Κρίμα, γιατί οι λιγοστές συμμαχίες που έχουμε με Τ/Κύπριους αντιστασιακούς είναι πολύ ορθές, πολύ χρήσιμες και γιά τις δύο κοινότητες, και είναι δυστυχώς πολύ ευάλωτες σε χειραγώγηση από τους ανθέλληνες Κυπριο-εθνικιστές ορμούμενους απο μέσα και από έξω από την Κυβέρνηση, την ηγεσία του ΑΚΕΛ, ΔΥΣΗ και μέρος της ηγεσίας του ΔΗΚΟ, καθώς και από διάφορες παρατάξεις ψευδο-αριστερών, ψευδο-αναρχικών κοκ. Χρειαζόμαστε πιό πολλές και πιό δυνατές συμμαχίες με Τ/Κύπριους αντιστασιακούς.

Δείτε γιά παράδειγμα εδώ:
" Ένας Τ/κ καταγγέλλει στην ΕΕ τον εποικισμό ως έγκλημα πολέμου"
http://www.sigmalive.com/simerini/columns/antistaseis/315696

και:
"380 χιλιάδες έποικοι στα κατεχόμενα!"
http://www.sigmalive.com/simerini/politics/reportaz/315335

Επίσης, το δικό μας άρθρο εδώ:
"ΤουρκοΚύπριοι Αντιστασιακοί, και η ψευδο-αριστερά ηγεσία: Κυπριοεθνικισμός, Ρατσιστική Διζωνική και ταύτιση με τον Ιμπεριαλισμό"
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/10/blog-post_09.html

Υπάρχουν τρείς παρατάξεις Τ/Κυπρίων αντιστασιακών που χρήζουν ιδιαίτερης προσοχής - η συμμαχία μαζί τους είναι πολύτιμη, και πολύ εύθραυστη. Είναι η ριζοσπαστική πολιτιστική οργάνωση Μπαράκα / Baraka, η πολιτική οργάνωση με το όνομα Κόμμα Νέα Κύπρος (YKP), και η εφημερίδα Αφρίκα, πρώην Αβρούπα (Ευρώπη) που εκδίδεται από τον Σενέρ Λεβέντ. Στις παραπομπές πιό κάτω έχουμε υλικό και γιά τις τρείς.

Όσον αφορά την "σάτυρα σε λάθος κατεύθυνση" που δημοσιεύτηκε στο εξώφυλλο του Προπύργιου το πρόβλημα μας είναι πως το δήθεν αστείο πέφτει μες σε μιά αρρωστημένη κοινωνία - τη δική μας! - που δυστυχώς αφ' ενός δεν εγνώρισε υγιές και έντιμο πατριωτικό κομμουνισμό τα τελευταία σαράντα χρόνια και οι διαρκείς προδοσίες εκ μέρους της ψευτο-αριστερής ηγεσίας εκείνης της παράταξης τρέφουν την λανθασμένη εντύπωση γιά το τι έστιν σοσιαλισμός, κομμουνισμός, αναρχισμός, κοκ. Η σάτυρα πέφτει σ' ένα κλίμα οπου ο αρρωστημένος αντικομμουνισμός τύπου Μακάρθυ εύκολα μπορεί να αναβιώσει αν το τροφοδοτήσουν οι διάφορες παρατάξεις. Μόνο ζημιά μπορεί να φέρει στην υπόθεση της ελευθερίας του τόπου μας τέτοια εξέλιξη. Ο αγώνας γιά την επιβίωση του λαού μας και την ελευθερία του τόπου μας χρειάζεται τους πάντες, και ιδίως εκείνους που ονειρεύονται η γή να κοκκινήσει. Οι αληθινές σοσιαλιστικές, κομμουνιστικές και αναρχικές παρατάξεις του τόπου μας έχουν πολλά να προσφέρουν στον πατριωτικό αγώνα. Η ειρωνεία στο εξώφυλλο του Προπύργιου δεν βοηθά να κτιστεί η συμψυχία που χρειαζόμαστε.

Άλλωστε το λέει και το ίδιο το Προπύργιο στη σελίδα 19, όπου στο πλαίσιο αναφοράς υπέρ της ενότητας και ενάντια σε εκείνους που την τορπιλλίζουν, προωθείται το σύνθημα «Από αριστερά μέχρι δεξιά, όλοι στον αγώνα για την λευτεριά». Και είναι πολύ καλό σύνθημα. Αλλά η αστοχία της λάθος σάτυρας στο μπροστινό εξώφυλλο δεν πείθει. Χρειάζονται πολύ προσεκτικά βήματα γιά να κτιστεί ξανά η ενότητα του λαού μας.

Η σάτυρα εις βάρους του κου Άντρου είναι αναγκαίο να συνεχίσει! Αλλά υπάρχουν πολύ σημαντικά κρίματα γιά τα οποία πρέπει να στοχευτεί, όχι το ότι είναι τάχα "κόκκινος". Μακάρι να ήταν! Είναι όμως ρατσιστής ανθέλλην, είναι υποστηρικτής της ρατσιστικής Διζωνικής "τελικής λύσης", είναι ηγετικό στέλεχος ενός ακραίως αυταρχικού και οπισθοδρομικού, αντιδραστικού κόμματος, και έχει και την αλαζονεία έκδηλη στα χείλη όποτε μιλήσει. Μπόλικο υλικό γιά σάτυρα, συναγωνιστές! Αφήστε το ψέμμα πως είναι τάχα "κόκκινοι" και μήν τους δίνετε πίστωση γιά μιάν ιδεολογία που την έχουν καταπροδώσει χίλια τα εκατό. Δείτε και το σχετικό μας κείμενο αν σας ελκύει:
"Μακάρι να ήταν Κομμουνιστής"
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2008/12/blog-post.html

Συστήνω ανάγνωση του Προπύργιου και προώθηση του.
Πέτρος Ευδόκας, petros@cyprus-org.net
~~~~~~~~~~~~~~~

Το Προπύργιο

http://www.metopo.org.uk/dt2010011012-propyrgio6.html

Μπαράκα: Διευκρίνηση Ιδεών και Αρχών, Αφοσίωση στον Επαναστατικό Σοσιαλισμό
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/08/degerlerimize-bagimsizlik-eklendi.html?
showComment=1282658704973#c5257782511386293116


Αχ, Μεχμέτ Αλί, κανείς άλλος εκτός από εμένα δεν σε καταλαβαίνει
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/04/blog-post_15.html

Σενέρ Λεβέντ: Δεν το αντιλαμβάνεστε, αλλά υπάρχουν και χειρότερα
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/04/blog-post_07.html

Σενέρ Λεβέντ προς ΕλληνοΚύπριους: "Μα τι επάθατε;"
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/03/blog-post_07.html

ΣΥΝΕΝΤΕΥΞΗ με τον Μουράτ Κανατλί / Murat Kanatlı
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/06/murat-kanatl.html

Union Leaders Arrested in the North
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/08/union-leaders-arrested-in-north.html

~~~~~~~~~~~~~~~

Tuesday, 24 August 2010

Değerlerimize BAĞIMSIZLIK Eklendi


Baraka Kültür Merkezi DEĞERLERİ yeni bir değer ile zenginleştirildi. 20 Ağustos 2010 tarihinde gerçekleşen toplantıda Baraka Aktivistleri herkesin hemfikir olması sonucu aşağıda görebileceğiniz BAĞIMSIZLIK başlıklı değeri, Baraka Kültür Merkezi'nin diğer 18 değerinin yanına eklediler... Baraka'nın Ocak 2004 tarihinden beridir konuşulmakta olan ORGANİZASYON süreci çerçevesinde toplam 19 değeri konuşuldu. Uzun süredir devam eden süreç nedeniyle güncelliğini kaybeden baz değerler ise halen güncelleme sürecinde bulunuyor...Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi ve DEĞERLER ile ÇALIŞMA TARZI'nın son hali için:http://www.baraka.cc//index.php?option=com_content&task=view&id=12&Itemid=31adresini ziyaret edebilirsiniz...

Bağımsızlık Değerimiz ektedir. Fikir, düşünce, öneri, katkı ve eleştirilerinize açıktır...

Baraka Kültür Merkezi

-Bağımsızlık

Baraka bağımsızlıkçıdır. Baraka aktivistleri kişisel bağımsızlıklarını tutkuyla korurlar. Baraka örgütsel bağımsızlığından hiçbir koşulda taviz vermez. Ülkemiz Kıbrıs'ın bağımsızlığını sosyalizm mücadelesi ile ayrı düşünmez. Kıbrıs'ın bağımsızlığına ulaşmasını ve sosyalizmi önüne hedef olarak koyar.

Baraka'nın kişisel bağımsızlıktan anladığı şey, kendi kafasının dikine gitmek, örgütsüzlük ve "benbilirim"cilik değildir. Bizim için bireysel bağımsızlık; sosyal, ekonomik ve düşünsel anlamda kendine yeterli bireyler olmaktır. Böylesi bir bağımsızlık, kendi gibi bağımsız diğer bireylerin düşüncelerine önem vermeyi, kolektif olarak hareket edebilme olgunluğunu gösterebilmeyi ve tartışma yolu ile ikna olmaya açık olabilmeyi içerir. Bağımsız bireyler olarak ne birileri tarafından (iyi amaçlar için dahi olsa) körü körüne yönlendirilmeyi ne de başka kişileri körükörüne yönlendirmeyi kabul ederiz. Bizler ortak amaçlara ortak süreçlerden geçerek varmaya azimli bağımsız bireyler olarak açık tartışma yolu ile iknaya ve pratik eylemin eleştirisine kıymet veririz.


Baraka örgütsel bağımsızlık ile sekterliğin birbirine karıştırılmaması gerektiğinin farkındadır. Baraka'nın iş-güç-eylem birlikteliği ve cephe tarzı ilişkilere bakışı Çalışma Tarzı'nda ortaya konmuştur. Ancak burada kısaca söylemek gerekirse, Baraka bu tarz birlikteliklere sıcak bakmaktadır. Baraka'nın örgütsel bağımsızlığı; ister ekonomik-demokratik, ister siyasi isterse de ideolojik mücadele alanından olsun, kendi dışında hiçbir örgütün ekonomik, idari veya fiziki kontrolü altına girmeyi kabul etmemesine dayanır. Baraka kendi kendisini finanse eder, kendi kararlarını alır ve kendi uygulama metotlarını geliştirir. Bunları yaparken dayanışma ilişkilerine girmekten korkmaz ama ne belirleyen ne de belirlenen olmamaya özen gösterir. Ülkemizde alan örgütlenmelerinin (kadın, kültür, gençlik, ekoloji, sendika vb.) partilere bağımlı olması neredeyse kural durumundadır. Baraka olumlu bulduğu bir partiyle dahi bu tarz bir ilişki içine girmeyi yanlış bulur. Çünkü Baraka sadece kendisinin değil BÜTÜN ALAN ÖRGÜTLERİNİN her bakımdan partilerden bağımsız olması gerektiği fikrindedir. Baraka'nın alan bağımsızlığından veya örgütsel bağımsızlıktan anladığı şey ideolojiden bağımsızlık değildir. Baraka devrimci(Marksist) ideolojiye sıkı sıkıya bağlıdır ve bu ideolojiye kendi alanından katkı koymak için örgütsel bağımsızlığın önde gelen bir şart olduğunun bilincindedir.

Baraka anti-kapitalist zeminde bağımsız bir Kıbrıs için mücadele eder. Ancak bu kendi içine kapalı bir ulusalcı bağımsızlık olmadığı gibi, "kurtuluş" adına emperyalist oluşumlara (AB,BM) bel bağlamak da değildir. Bugün siyasi anlamda bağımsız olduğu iddia edilen ülkelerin, ekonomik, kültürel, askeri ve idari anlamda emperyalizmin yeni-sömürgeleri oldukları olgusu inkar edilemez. Öyleyse Kıbrıs için talep ettiğimiz bağımsızlık, şekilsel bir sözde bağımsızlık değil; her yönü ile gerçek bir bağımsızlık olmalıdır. Bağımsız bir ülkede yaşayan bağımsız bir halk, dünya halklarının bağımsız (demek ki gönüllü) bir dayanışma ağı oluşturmasının temel koşuludur. Enternasyonalizmin en önemli özelliği halkların gönüllü (demek ki bağımsız) ortak mücadele ve dayanışma birlikteliğine dayanıyor olmasıdır.

Tüm bu sebeplerle Baraka, bağımsızlıkçıdır ve Baraka aktivistleri bulundukları her zeminde gerçek bağımsızlık için mücadele ederler.

http://www.baraka.cc/

http://www.facebook.com/notes/baraka-kultur/degerlerimize-bagimsizlik-eklendi/435884612160



~~~~~~~~~~

Friday, 16 April 2010

BARAKA TİYATRO EKİBİ’NDEN “BİR YOLCULUK HİKAYESİ

Baraka Tiyatro Ekibi, “Bir Yolculuk Hikayesi” isimli tek perdelik müzikal komedi oyununu seyircisine sunuyor. İlk gösterimi, 3 Nisan Cumartesi akşamı saat 20.00’de Arabahmet Kültürevi’nde gerçekleştirilecek olan oyun, Nisan ayı boyunca her Cumartesi ve Salı akşamı izleyici ile buluşacak.



Bertolt Brecht’in
“Kuraldışı ve Kural” adlı öğreti oyunu temel alınarak, Baraka Tiyatro Ekibi tarafından bazı değişiklik ve eklemelerle yeniden kaleme alınan “Bir Yolculuk Hikayesi”, varlıklı bir tüccarın katıldığı bir yarış boyunca başına gelenleri konu alıyor. Tüccar ile yanında çalışanların ilişkisi sınıfsal çelişkiler bağlamında ele alınırken, yolculuk esnasında mola verilen bir handa yaşananlar ile ülkemizin acı gerçeği gece kulüplerine gönderme yapılıyor. Yargı da dahil sistemin tüm çarpıklıklarını sorgulayan oyun, komedi ve müzikal ile harmanlanarak seyircinin beğenisine sunuluyor.

Kolaylaştırıcılığını Nazen Şansal’ın yaptığı “Bir Yolculuk Hikayesi”nde; Aliye Osum, Cansu Sakallı, Emine Abitoğlu, Fatoş Olgaçer, Hüseyin Olgaçer, İsmail Özuçar, Mehmet Gökşan, Meltem Akbaş, Merter Refikoğlu, Nazen Şansal, Özel Olgaçer, Şifa Alçıcıoğlu ve Ülkü Beyoğlu rol almakta. Canlı performanslarıyla kemanda Ahmet Güvenler, akordiyonda Aziz Güven ve perküsyonda Musa Kumral, oyunun müziklerini yapmakta.

3 Nisan Cumartesi’den itibaren Nisan ayı boyunca her Cumartesi ve Salı, saat 20.00’de Arabahmet Kültürevi’nde sahnelenecek olan oyunun biletleri 5TL olup girişten veya Baraka Kültür Merkezi’nden temin edilebilir.

Rezervasyon için: 0533 871 48 20

Oyunun fragmanını BarakaTV'den izleyebilirsiniz...

http://www.baraka.cc/
ve
http://www.baraka.cc/index.php?option=com_content&task=view&id=490&Itemid=543
~~~~~~~~~

Wednesday, 10 March 2010

Επικεφαλίδες ~ Βaşlıkları ~ Headlines

ΔΕΛΤΙΟ ΤΥΠΟΥ ΜΕΤΩΠΟΥ ΚΥΠΡΙΩΝ ΦΟΙΤΗΤΩΝ Η.Β.
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/03/blog-post_10.html

YKP: Basın Toplantısına davet
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/03/ykp-basn-toplantsna-davet.html

Σενέρ Λεβέντ προς ΕλληνοΚύπριους: "Μα τι επάθατε;"
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/03/blog-post_07.html

From the Weather Underground Organization: MARCH 6 1970-2010
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/03/from-weather-underground-organization.html

YKP: Ne yapacaksınız?
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/02/ykp-guneydekinde-gecirilince.html

Καιροσκοπώ - καιροσκόπος
του Σόλωνα Αντάρτη
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/02/blog-post_20.html

Μπράβο στον Γιώργο Κολοκασίδη
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/02/blog-post_21.html

ΝΑΙ στην Αδούλωτη Κερύνεια
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/02/blog-post_18.html

Μαρτούθκια - τον Φεβράρη;
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/02/blog-post_16.html

Seçimlere doğru YKP ne yapacak?!
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/02/secimlere-dogru-ykp-ne-yapacak.html

Μπράβο στην ΕΔΕΚ
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/02/blog-post_09.html

Έτσι, Κρυφά και Σιγανά...
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/02/blog-post_7696.html

Μέ Θάρρος, αλλά και Χάριν!
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/02/blog-post.html

For the latest situation...
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/02/for-latest-situation.html

"Ban Ki Moon Is Coming To Town"
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/01/ban-ki-moon-is-coming-to-town.html

Τούρκοι και Έλληνες της Κύπρου: Κοινή Συνεκτίμηση της Δικαστικής Νίκης
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/01/blog-post_5544.html

Το κοινόν κάχριν τους ενώνει
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/01/blog-post_24.html


Κατηγορώ τον πρόεδρο της δημοκρατίας Δημήτρη Χριστόφια
του Σόλωνα Αντάρτη
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2009/12/blog-post_29.html

ARGASDİ'nin 17. Sayısı Çıktı!
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/01/argasdinin-17-says-ckt.html

Death by Robot versus Universal Love
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/01/death-by-robot-versus-universal-love.html

Φαλλοκρατία και Μισογυνία στον Πολίτη
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/01/blog-post_17.html

Islam is a Religion of Peace
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/01/islam-is-religion-of-peace.html

Τι Σημαίνει Αυτός ο Τίτλος;
Υποβόσκων Ρατσισμός, Θέσμιος και Περίτρανος
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/01/blog-post.html

"YKP Gençlik Genel Sekreteri Nevzat Hami’nin 16. EDON Kongresindeki konuşması"
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2010/01/ykp-genclik-genel-sekreteri-nevzat.html

Επικεφαλίδες ~ Βaşlıkları ~ Headlines 30/12/2009
http://cyprusindymedia.blogspot.com/2009/12/aslklar-headlines_30.html


~~~~~~~~~

Wednesday, 13 January 2010

ARGASDİ'nin 17. Sayısı Çıktı!


Baraka Kültür Merkezi tarafından üç ayda bir yayınlanan “Argasdi” isimli derginin on yedinci sayısı piyasaya çıktı.

Argasdi’nin Ocak-Şubat-Mart aylarını kapsayan bu sayısı, ülkemizin kısa bir 2009 yılı değerlendirmesi ile okuyucuya sunuluyor. Son aylara damgasını vuran kültürel, sanatsal ve politik gündemlerin ele alındığı dergide, Göç Yasası’na karşı verilen mücadeleleri yorumlayan makaleler, Kıbrıs Yıldızı yarışmasının eleştirisi ve Devlet Tiyatroları’nın Aykırı İkili adlı oyunu hakkında bir değerlendirmenin yanı sıra şiir, kitap tanıtımı ve karikatür sayfaları da yer almakta. Argasdi’nin sürekli sayfalarından olan “Memleketin Ahvali”nde; domuz gribinden tarih kitaplarına, Karpaz’daki çevre katliyamından Kıbrıs ağzının yasaklanmasına kadar çeşitli konular kısa haberler şeklinde bulunuyor. “İnsanların Hikayesi-Köylerin Tarihi” başlıklı bölümde Luricina köyü işlenirken, “Bellek” sayfalarında Hırant Dink anılıyor. Argasdi’nin onyedinci sayısında okuyucu ile buluşan yeni bir bölüm ise “FeministİZ” adını taşımakta. Toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısıyla hazırlanan sayfalarda makale, haber ve ropörtajların yanı sıra “Medyayı İzliyoruz” ve “Çalar Saat” gibi çarpıcı köşeler de bulunuyor.

Dosya konusu olarak “Şiddet”in ele alındığı dergide, şiddet kavramı çeşitli boyutlarıyla işlenmekte. Sanatta, medyada, okulda varolan şiddetin ele alındığı yazılar, doğa ve hayvanlar üzerindeki şiddeti işleyen, toplumsal cinsiyet temelli şiddeti sorgulayan, anti şiddet olarak pasifizmi, yoksulluk olarak şiddeti ve devrimci şiddeti anlatan makaleler dosyayı oluşturmakta.

Okur katkısının, bu sayıdan itibaren 5TL olarak belirlendiği Argasdi, gazete bayilerinden ve Baraka Kültür Merkezi lokalinden temin edilebilir. Daha fazla bilgi için http://www.baraka.cc adresi ziyaret edilebilir.

İÇNDEKİLER
Sayfa 2 – 2009 Biterken Kısa Bir Değerlendirme, Argasdi Hammaliye Kurulu
Sayfa 3 – Fidanlar Ağaca Ağaçlar Ormana, Barış Yalçın
Sayfa 4 – Memleketin Ahvali, Merter Refikoğlu
Sayfa 6 – Göç Yasası’na Hayır!, Aziz Güven
Sayfa 7 – Popstar ve Müzikasimilasyon, İsmail Özuçar
Sayfa 8 - Kütüp-ha!-ne?; Komünist Manifesto, Nazen Şansal
Sayfa 9 – İnsanların Hikayesi Köylerin Tarihi, Besim Baysal
Sayfa 10 – Feminist İZ
Sayfa 12 – Aykırı İkili ve Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları, Nazen Şansal
Sayfa 13 – Şiir, Hasan Yıkıcı
Sayfa 14 – Bellek Dünya; Hrant Dink, Merter Refikoğlu
Sayfa 15 – Bellek Kıbrıs; Makarios, “Başka Bir Aday Yok”, Besim Baysal
Sayfa 16 – Baraka’dan Kısa Kısa, Şifa Alçıcıoğlu
Sayfa 18 – Liseler Bizimdir
Sayfa 19 – Dosya: Şiddet
Sayfa 20 – Sanat ve Şiddet, Serdar Durukan
Sayfa 21 – Güvenlik Paranoyası ve Şiddet Sektörü, Şifa Alçıcıoğlu
Sayfa 22 – Devlet ve Şiddet, Hasan Yıkıcı
Sayfa 23 – Şiddet ve Okul, İsmail Özuçar
Sayfa 24 – Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet, Başak Önel
Sayfa 25 – Doğa ve Hayvanlar Üzerinde Şiddet, Nazen Şansal
Sayfa 26 – Anti Şiddet: Pasifizm, Besim Baysal
Sayfa 27 – Yoksulluk Olarak Şiddet, Münür Rahvancıoğlu
Sayfa 28 - Medya Şiddet İle Ne Yapar?, Hasan Yıkıcı
Sayfa 29 – Uluslararası Şiddet: Emperyalizm, Mustafa Keleşzade
Sayfa 30 – Devrimci Şiddet ve Meşruluk Üzerine, Eyyüp Sabih Benzetsel
Sayfa 31 – Parmak İzi, Ömer Tatlısu